İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dolar Neden Yükseliyor? ya da TL mi değer kaybediyor?

Son zamanlarda sağır sultanın bile dilinde olan USD/TRY yeni rekorlara doymuyor ve bugün itibari ile yine tarihi yüksek seviyeler olan 11.50 kıyısındayız. Son zamanlarda hızla artan yükseliş ivmesi ile son 1 ay içerisindeki yükseliş %19,6 olarak karşımıza çıkıyor. Bu hızlı hareketin kısa dönemdeki başlangıç noktası olarak gösterebileceğimiz en önemli olgu 8 Eylül günü Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun yaptığı konuşmada TCMB’nin odağının manşet enflasyondan çekirdek enflasyona kaydığının sinyalini vermesi idi. Tabi burada herkesin ilk aklına gelen “her merkez bankası çekirdek enflasyonu yakından takip eder” ne var ki bunda? Ancak çekirdek enflasyon, gıda ve enerji gibi merkez bankası tarafından doğrudan kontrol edilemeyen kalemlerin manşet enflasyondan çıkarılmasıyla elde edilir. Merkez bankalarının performans hedeflemelerini daha iyi değerlendirebilmelerine ve manşet enflasyondaki kalıcı trendi görebilmelerine olanak sağlar. Ama bu durum bir merkez bankasının çekirdek enflasyonu hedeflemesi anlamına gelmez. Ancak satın alma gücünü belirleyen manşet enflasyondur. O yüzdendir ki merkez bankalarının manşet enflasyonu hedeflemesi daha uygun görülür. 8 Eylül tarihine 8,35 seviyelerinden kur günü yüzde %1,43 ile kapatmıştı. Sonraki süreç içerisinde merkez bankası 23 Eylül toplantısında 100 baz puan indirim yaparak politika faizini %19’dan %18’e indirmişti. Bundan sonraki süreçte merkez bankasının gelecek ayki toplantılarda daha fazla faiz indirimine gideceği fiyatlanmaya başlanmıştı. Ekim ayına gelindiğinde ise merkez bankası olağan toplantısında sürpriz bir karar ile politika faizini 200 baz puan indirmiş ve kur günü %3,28 yükseliş ile 9,51 seviyesinden kapatmıştı. Ay geri kalanını hafifte olsa yükseliş ile geçiren kur kasım ayının ilk günlerinden itibaren sert yükselişler ile 18 Kasım tarihindeki merkez bankası toplantısına 10,60 seviyelerinden başlamıştı. Merkez bankasının son toplantısındaki 100 baz puanlık indirim ve aralık ayındaki olası faiz indirim sinyali ile hareketlenen piyasada kur gün içinde 11,35 seviyelerine kadar tırmanmış günü 11 seviyesinden kapatmıştı. Bugüne geldiğimizde ise kur 11,43 ile tarihi zirvelerine yakın seyrediyor.

Elbette bu süreç sadece merkez bankası ile değil onun ve daha birçok yapısal sorunlardan kaynaklanan sebeplerin birleşimi ile birlikte oluşan ve sonuçlarının finansal piyasalarımızda fazlasıyla hissettiğimiz bir durum.

Peki başlıktaki dolar mı yükseliyor yoksa TL mi düşüyor sorusuna gelelim. İlk olarak klasik USD/TRY grafiğine farklı bir açıdan bakalım.

TRY/USD

Bu grafik 1 TL’nin 2013 yılından itibaren dolar karşılığının grafiği yani 1 TL 2013 yılı başında 0,56 cent iken şu anda 0,087 cent yani 8 yıllık süreç içerisinde %84’lük bir kayıp söz konusu. Başka bir gösterim ile USD/TRY kuru 2007 seviyesinde 1,39 seviyesinden 2021 yılında 11,42 seviyesine kadar yükselmiş yani %720 artış.

USD/TRY

Peki gelin bir de Japon Yeni’ne bakalım 2007 yılında 118,97 olan Japon yeni 2021 yılında 114,84 seviyesinde yani 14 yılda %3 oranında değer kazanmış.

USD/JPY

Elbette farklı zaman aralıklarını alarak farklı değişim değerleri bulunabilir ancak burada her iki grafikte de görüleceği üzere bir tarafta sürekli yükselen bir yapı varken diğer tarafta, bu yapıya göre daha stabil bir yapı söz konusu.

Bir de bu herkesin dilinden düşürmediği yapısal reformlar sahi neymiş bu yapısal reformlar? Mahfi Eğilmez’in tanımı ile yapısal reformlar “Yapısal reform, bir sistemin daha verimli çalışabilmesi ve şoklara karşı daha dayanıklı hale getirilebilmesi için o sistemin yeniden yapılandırılmasıdır”. Bence Türkiye’de yapılmış en genel ve doğru tanım budur, sistemin yeniden yapılandırılması. Ancak o sistemi yeniden yapılandırmak o kadar kolay değil. Neye göre, nasıl yapılandıracağız? Bunların hepsinden önce intertemporal tradeoff kavramını anlamamız gerekiyor. Peki nedir bu terim? Maalesef ki bu terimin tam olarak bir Türkçe karşılığı yok! Buna Türkçe bir kılıf bulsak dahi sadece kılıf olarak kalacak. Çünkü bizim zihin yapımız yapısal reformlar hep bir kaçış unsuru olarak kullanıldı ve hala da kullanılıyor ve yapısal reform kavramını anlamak için ilk önce intertemporal tradeoff kavramını anlamak gerekiyor. Yapısal reformlar uzun zaman gerektiren ve maliyetli bir kavramdır. Hem zaman içerisindeki değeri hem de o zaman içerisindeki bazı setlerdeki değişim değerleri ile ilgilidir. Yani okunduğu ya da yazıldığı kadar kolay bir şey değildir aksine karmaşık ve kompleks bir yapısı vardır. Ancak biz ülke olarak hep karmaşık şeyleri basit anlamak istiyoruz. Makineye yukarıdan inek koyup alt taraftan hep kıyma gelmesini bekliyoruz. Maalesef ki gerçek dünyada böyle basit bir makine yok. Bazı şeyleri basite indirgemeyelim bırakın karmaşık kalsın ve bırakın bu işi gerçekten bilen, çıktıların sadece kıyma değil birçok farklı olasılığı barındırdığını bilen kişiler yapsın ve bırakın bazı terimler şu anlık basite indirgenmesin. Özetle Ayşe teyzenin yapısal reform nedir nasıl yapılır bilmesine gerek yok bilmesi gerekenler kişi ve kurumlar bilsin yeter!

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın